Homify
App Store Google Play
BİZDE VE DÜNYADA KONUT KÜLTÜRÜ

Hepimiz güzel bir evimiz olsun, çocuklarımız şık ve güvenli bir mahallede büyüsün isteriz. Hayatımızın önemli bir bölümünü bunu sağlamak için geçiririz. Güzel ev, şık mahalleler hepimiz için ayrı anlamlar taşır. Kimimiz bahçe içinde bir evin özlemini çekerken, ideal ev bazıları içinse; bir gökdelenden her yeri göreceği bir dairedir.

Bir konutu ev yapan içindeki kullanıcıdır. Mimar, kullanıcının hayallerini yorumlar ve ete kemiğe büründürür. Kişiye özel konut tasarlamanın zorlukları, kullanıcıları belli olmayan konut tasarlarken bambaşka boyutlar kazanır. Üstelik çok sayıda konut tasarlamanız gerekiyorsa artık iş yuva kurmaktan öte, bir kent parçası tasarlamaya varmıştır. Apartmanlar, dışa kapalı siteler ve şimdilerde dev boyutlu kule yapılar; çevremizi saran, kentlerimizi oluşturan evler genellikle bu tür konut çeşitleri ile doludur.

Konutlar, kentlerin %80-90’ını kapsayan yapı tipleridir. Biz bunları 2+1’lerle, 4+1’lerle, banyolarla, teraslarıyla ifade ediyoruz ama konut aslında bunların çok ötesinde bir şey. Kentin mimari çehresini oluşturan, aslında penceremizden baktığımızda hepimizin manzarasını oluşturan yapı grupları belirli bir kalitede yapılmadıklarında, hem bizi hem kenti olumsuz yönde etkileyen yığınlar haline dönüşüyorlar. Konutlar güzel olsun ya da olmasın bugün hepimizin önünde. Peki çoğumuzun modern dediği (zannettiği) konutlar gerçekten modern mi acaba? Aslında gerçek manada modern ev, bizim modern dediklerimizden çok farklı binalara deniliyor. Sanayi devrimi ile tanışmaya başladığımız modern yaşam, hayatımız gibi bugüne kadar alıştığımız ev tipolojisini de kökten değiştirdi. Endüstri devriminin oluşturduğu makineleşme potansiyeli, konut yapım sisteminde hızlı üretime imkan tanıyan bir noktaya ulaşmış ve eskiden 3 yılda yapılabilen bir üretim 3 ayda yapılabilir hale gelmiştir.

Modern evin efsanelerinden biri Villa Savoye’dir. Bir yanda hayran bırakan mimarisi, bir yanda dramatik öyküsüyle modernizm’in çelişkilerini de yansıtan en güzel örneklerdendir. Paris yakınlarında bulunan Villa Savoye’nin en büyük özelliklerinden biri konutun içindeki müthiş hareketliliktir. Akışkan duvarlar ve katları birbirine bağlayan rampalar ile yapı adeta bir oyun parkı gibi ziyaretçisini evi dolaşmak üzere baştan çıkarır. Yalnız modern mimarinin değil, modern ev imgesinin de sembolü halindedir.

Hızlı modern yaşam kentleri yeni bir kavram ile tanıştırdı; Uydu kentler.

Eski kent merkezlerinin uzağında, kırlık alanlara kurulu uydu kentler büyük ilgi  gördü.  Zamanında işçi konutları olarak tasarlanan kimi çok nitelikli bu bloklar 80 yıl sonra bugünün lüks konutlarına dönüştü. Zaman içinde fark edildi ki şehre uzak siteler zaman ve yakıt israfına neden oluyorlar. Diğer yandan da geceleri boşalan kent merkezleri ıssızlaşıyor ve güvensiz hale geliyor. Bu durum giderek kent merkezlerinde yaşamayı cazip hale getirdi ve farklı ülkelerde başka, Türkiye’de başka uygulamalara yol açtı. Batılılar anladılar ki kentin merkezi öldüğü zaman o kentin ekonomik hayatı da ölüyor. Eğer konut kent dışında olursa, ekonomik hayata katkıda bulunamıyor. Bu yüzden birçok farklı Avrupa şehrinde olduğu gibi mesela Amsterdam’da eski liman ve adaların üzerine yeni konutlar yapmaya başladılar. Bu konutları yaparken herkesin bildiği geleneksel Amsterdam konut tiplerini tekrarlamak yerine, kanal kıyılarında o konutların bugünkü çağdaş versiyonlarını çok iyi mimarlara proje yarışmaları ile yaptırmayı başardılar ve Amsterdam’daki bu yeni konut uygulamaları Dünyanın her tarafında parmakla gösterilen yeni  gözde ve örnek yaşam alanları oldu. Madrid’de ise Belediye’nin yürüttüğü özellikle dar gelirliler ve yaşlılar için sadece nitelikli konutlar üretmekle kalmayıp, üstün malzeme ve teknolojiler kullanması ile dünyaya öncülük ediyor. Madrid Belediyesi 30 yıldır sosyal konut projeleri geliştiriyor ve “konuta yönelik iyileştirme stratejileri” adı altında bir hedef belirlemişler. Farklı bir mimari tür oluşturmak için çalışıyorlar. Sosyal konut da olsalar birbirinin aynı binalar olmaması, kaliteli olmaları için Dünya çapında ünlü mimarlarla birlikte proje geliştiriyorlar.

Türkiye’de göçlerin hız kazandığı 50’lerden itibaren nitelikli örnekler gerçekleştirildi. 70’lere kadar birçok özenli mahalle oluşturuldu. Devletin ilk toplu konut girişimlerinde olan Ataköy 1. Etap da başarılı örneklerden biridir. Projeleri yarışma ile elde edilen bu mekanlar bugün bile İstanbul’un en cazip noktaları arasında sayılıyor. Ama hemen yanındaki 10. Etap için aynı şeyleri söylemek ne yazık ki mümkün değil. Türkiye’de toplu konut ve Devlet eliyle üretilen evler denilince ilk akla gelen kurum Toki. Batılı ülkeler giderek daha nitelikli ve özgün projeler üretmeye çalışırken özellikle son yıllardaki tek tip ve niteliksiz Toki uygulamaları mimarlık dünyasında kaçırılmış büyük fırsatlar olarak değerlendiriliyor. 

Güvenli alanlarda yaşamak kentin insana sunmak zorunda olduğu bir sosyal hak. Ancak bunun için duvarlarla çevrili yalıtılmış mahallecikler oluşturulması yerine kentteki konut alanlarını eğlencesiyle, ticaretiyle, sporuyla canlı ve güvenli bölgelere dönüştürebilmek gerek. İyi planlama ve iyi tasarım ise bu hedefin en önemli araçları. İnsanoğlu kendine dünyada bir yer edinme derdine düştüğünden bu yana evler, apartmanlar, sitelerle çevrili kentlerde yaşıyoruz. Bugün sadece yuvamızın içi değil dışı da güzel olsun istiyoruz. İçeriden dışarıya baktığımızda gözümüzü ve gönlümüzü okşayacak bir manzara ile yaşayabilmek için. İşte bu nedenle mimarlığa yol vermek gerekiyor.

Hepiniz sevgiyle ve sanatla kalın, hoşçakalın.

 

Her türlü soru, fikir ve görüşleriniz için:

selahattinyucel@yahoo.com